Hatay’ın göz bebeği, Türkiye’nin en büyük ilçelerinden; İskenderun. Büyük İskender tarafından kurulmuş ve tarihin bir çok döneminde gerek savaşlar gerekse doğal sebeplerden yeniden ayağa kaldırılmak zorunda kalmış bir hazinedir.

1940’lı yıllara ait uçaktan çekilmiş ve müze çevresini gösterir bir fotoğraf
(Fahreddin Osmanca Özel Arşivinden)

İskenderun, MÖ 333 yılında, Büyük İskender’in İssos yakınlarında kazandığı zaferden sonra deniz kenarına kurulmuş bir liman kentidir. İlk olarak Alexandrette ismini bizzat Büyük İskender’den almıştır, Alexandrette, küçük iskenderiye anlamına gelir.İskenderun günümüzde halen önemli bir liman kentidir. Ve günümüze kadar maalesef, kentte Deniz Müzesi Komutanlığı’na bağlı “İskenderun Deniz Müzesinden” başka bir müze bulunmamaktadır. Kaldı ki, şehirde kendi tarihini yansıtan başka bir alan da bulunmamaktadır.

Müze, İstanbul ve Çanakkale’den sonra açılan 3’üncü deniz müzesidir. Hali hazırda ülkemizde 5 adet deniz müzesi bulunmaktadır.  1930 yılında malikane olarak inşa edilen müze binası, 1942  yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından satın alınmıştır. Bu tarihten sonra, “Karargah Binası ve Satınalma ve Muayene Komisyonu” olarak kullanılmıştır.

Yıllar İçerisinde İskenderun Deniz Müzesi

2008 yılında binanın müze olarak değerlendirilmesine karar verilmiştir. Bu amaçla yapı restore edilmiş, restorasyon Nisan 2009′ da tamamlanmıştır. İskenderun Deniz Müzesi 26 Haziran 2009 tarihinde görkemli bir törenle Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin ATAÇ tarafından hizmete açılmıştır.

Birçok tarih sever insanımızın katkı sağladığı bu güzide müze bir çok eksiğe rağmen, Akdeniz’in sahilinde bir inci gibi bizleri seyrine doyurmaktadır. Kentin bir çok tarihi yapısından biri olan ve bahsettiğim gibi İskenderun Sahilinde yer alan bir konutu ihya ettirilerek açılmış müze, hususen ziyaret edilmeye değer özel koleksiyonlar barındırmaktadır.

1.Dünya Savaşına katılmamızda büyük rolü olan Yavuz Zırhlısının Çanı

Müzeye girer girmez, İskenderun kentinde yer alan bir çok güzide yapıda yer alan şık mozaikler sizi karşılar, müze öğrencilere ücretsiz gezi imkanı sağlamaktadır, giriş katta sadece memurlar ve bir takım organizasyonlara ev sahipliği yapan sağlı sollu sergi alanları bulunmakta. Hemen ilk alanda giriş işlemini sağladıktan sonra şık bir merdiven ile bir üst kata çıkacaksınız ve sizleri sağlı sollu çok şık tablolar karşılayacak, sol odalar deniz güçleri ve donanmamıza dair eser ve bilgiler içerir. İki iç içe oda geçtikten sonra sizi uzaklardan Hatay Devleti Bayrağı karşılayacaktır, o bölüme geçene kadar yine iki bölüm geçeceksiniz, bu bölümlerde ise yine kentin arkeolojik ve manda dönemini yansıtan tablo ve gravürleri göreceksiniz.

Deniz ve donanmalarımızın bulunduğu bölümde Kaptan-ı Deryalarımızın ve bir çok komutanımızın portreleri, gemicilik ve donanmalar ile ilgili bir çok araç gerecin yanında, özellikle, 1. Dünya Savaşında mühim bir yere sahip Yavuz Zırhlısına ait çan bu bölümde özellikle dikkat çekmektedir. Özel çabalarla müzeye kazandırılmış bu eser, hak ettiği değeri pekte görememektedir.Bu bölümde ve hemen hemen her bölümde kiosklar ve bir takım interaktif ekranlar sizlere bilgi aktarmaktadır.

Denizciliğin yanında, İskenderun tarihine yakışır bir çok eser de ayrıca sergilenmektedir. En çok dikkat çeken eserler, 2009 yılında resmedilmiş, Refik AZİZ’e ait ; ‘İskenderun Yakacıktan, İssos’ , yine William Henry Bartlett in koleksiyonundan, bugünkü denizciler, sarıseki bölgesine gravürün kopyasıdır.

Bu bölümün bitişinde en çok dikkat çeken bir diğer eser, 1. Dünya Savaşı cephelerinden biri olan Kutul Amare Savaşında, hezimete uğramış ingiliz ordusunun komutanı Townsend’e ait, teslim alınırken el koyulmuş kişisel tabancadır. Bu eser belki de bir çok tarih sever vatandaşımızın şehrimize, müzemize ziyaret sebebi olabilecekken, bir çoğumuzun bu savaştan bile bihaber olduğu aşikardır.

İngiliz Komutana Ait Şahsi Tabanca

1800’lü yıllardan Fransız Manda dönemine kadar birçok gravür ve tablo, İskenderun Deniz Müzesinde yer almaktadır. Yine müze üvey kalmış, unutulmuş ve kendisine sığınmış bir kaç arkeolojik eserlere ev sahipliği yapar. Bunlar, bir kaç anfora, korint sutün başlıkları ve sutün kaideleri olarak gözümüze çarpacaktır.

Müzenin en güzel, en dikkat çekecek ve birazcık bilgisi olanı duygulandıracak, heyecanlandıracak bölüm: Hatay Devleti bölümü. Bu bölümde özellikle Hatay Devleti Bayrağı, Atatürk Portresi ve Türkiye Bayrağı’nın dizaynı ve odanın düzenlenmesi gerçekten takdire şayandır. Eserlerin azlığı sebebiyle birazcık dar olduğunu söylemekten bir adım geri duruyorum.

Müzenin Hatay Devleti ve İskenderun’un Kurtuluşu ile ilgili bölümü
(Solda Hatay Devleti Bayrağı)

Hatay Devleti Bölümünde, İlçenin ve kentin zor günlerinden, devlet büyüklerinin ziyaret ve törenleri ve hatta Hatay’ın Anavatana katılımının görsellerinin yer aldığı gazeteler duvarları süslemektedir. Hatay bayrağının, dönemin hissiyatını yansıtır; içi boş yıldızının hemen altında yer alan bir kaç tabanca ve kılıç dikkate şayandır.

Yine bölümün sol kesiminde yer alan, Hatay’a ilk giriş yapan askeri birliğin komutan Şükrü Kanatlı ile ilgili bilgi ve belgeler, dönemin yerel gazeteleri, Türkiye’nin zorlu günleri anlatan yerel ve ulusal basınına ait birçok eserin ve çizimin yer aldığı görülmektedir. Bunlara Hatay Devleti ve Hatay Vilayetinin resmi belgeleri komşuluk etmektedir.

Müzeyi ziyaret ettikten sonra eğer vaktiniz varsa, küçük bir kütüphanesini de ziyaret edebilirsiniz. (Tabi nöbetçi bulabilirseniz:) ) Genel olarak, müzenin düzen ve intizamına diyecek yok, fakat özellikle müze kart ile bir anlaşmanın olmaması öğrenci olmayan kişilerin gelmesi konusunda ön yargı oluşturmaktadır. Bir diğer husus ise, fotoğraf yasağı. 2019 Yılında, bilişim çağında insanlara fotoğraf ve video çektirmek için ücret istemek gerçekten çok komik bir durum. Kesinlikle bu ilkeden vazgeçilmeli diye düşünüyorum. Bizim için alternatifi olmadığından müze şehrimizin kesinlikle en değerli hazinesi, bu değerli hediyeyi bize kazandıran Oramiral Metin ATAÇ’a özellikle teşekkür ederim.

Ziyaretiniz bittiğinde, müzede saatlerinizin nasıl geçtiğini anlamayacak, çağlara, yıllara ve ülkemizin tarihi içinde bir çok önemli ana mihmandarlık yapmış bu şehrin, nasıl bu kadar ilgisiz kaldığını bir nebze olsa da anlayacaksınız. Özellikle çıkışta yer alan orijinal gemi dürbününden İskenderun sahilinin ayrıntılarını incelemeyi unutmayın.

Müzemiz’in tanıtım videosu aşağıda yer almaktadır, özellikle youtube den izlemenizi tavsiye eder, hepinizi müzemize ve şehrimize tekrar bekleriz saygılar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here