Hatay’ın Defne ile Samandağ ilçeleri sınırında Aknehir Mahallesi yakınlarındaki gözlerden ırak bir bölgede yaklaşık 480 rakımlı tepede 6. yüzyılda kurulan St. Simon Manastırı şehrin en önemli antik kentlerinden biridir.

St. Simeon Manastırı’na nasıl gidilir?

Antakya’dan çıkıp Samandağ yolununu izlediğizde ve yaklaşık 16 km sonra soldan Aknehir Mahallesi’ne bağlı sapaktan saparak ulaşıyorsunuz.. Rüzgâr türbinlerinin olduğu yol izlenerek manastıra kolayca varabilirsiniz . Antakya’dan yaklaşık yarım saat kadar mesafede yer alan manastırın ziyaretçisi fazla olmadığı  için her zaman gayet sakin bir trafigi var.

Rüzgar Tiribünlerinin gölgesinde St. Simon
Onur Yıldırım’ın objektifinden

St. Simon Manastırı: Hatay’ın bağrında yemyeşil bir tepeye kondurulmuş, bir şehrin bekçisi gibi çıkıyor karşınıza. Bekçi dediysem gidip görmeden, yolunda sabır etmeden bulunmayacak bir yol. Üzerinde ısrar etmeden, yolunda sebat etmeden karşınıza çıkmayacak bir bekçi. Şimdilerde yıkık duvarlar, harap mezarlar, ve bir avuç taş mirası karşılıyor sizleri. Zaman zaman yeni evli çiftlerin düğün fotoğrafları çekilmek için ziyaret ettiğini görecek ve kötü bir son ile iyi bir başlangıcın, birbirine bu kadar nasıl yakıştığına şaşırarak şahit olacaksınız.

Manastırın her köşesinde sizinle beraber dolaşın bir bekçi gibi, işlemeler sizleri takip ediyor.

Bazı şehirlerin şahsiyeti vardır. Bu şahsiyet St. Simon’da kendine has bir koku gibi burnunuza ilişiyor. Ve bu koku size, daha önce burada yaşayan insanların hayatlarının , hatıralarının gözünüzün önünden bir hülya gibi geçmesini sağlayan bir iksir halini alıyor. Antik kentten hiç eksik olmayan rüzgarla birlikte, aklınıza başınızdan alacak bu büyülü koku, siz gezinizi tamamlayıp tepeden aşağı inene kadar peşinizi bırakmayacak. Kimisi size bu kentin ve nice antik kentin kocaman bir taş yığınından başka bir şey olmadığını söylecek. Evet! St. Simeon kocaman bir kaya : Michelangelo’nun ” Davut‘unun ” kaya olduğu  kadar, Raffaele Monti’nin “Örtülü Vestal‘i “, Alexandros’un ” Venüs de Milo‘su ”  kadar kocaman bir kaya.

Manastırın her bir köşesinde mimarisi sizi büyüleyen işlemeler göreceksiniz.

Erken Hristiyanlık hac merkezi olarak kabul edilen ve “Stilitler Tarikatı”nın kurucusu Antakyalı St. Simon tarafından dini eğitimler verilmek üzere kurulan manastır, kente gelenlerin görmeden ayrılmadığı mekanların başında geliyor. St. Simon Manastırı, Antakyalı St. Simon’un, “bir sütun üzerinde 40 yıl yaşadığı yer” olarak ün yapmıştır. Bahsi geçen sutün ise, manastırın tam ortasında yer alıyor.

Alanda St. Simon’un sütunu, merkezi sekizgen avlu çevresinde düzenlenmiş çeşitli manastır yapıları ve üç kilisenin kalıntıları yer alıyor. St. Simon’un sütununun 4 metrelik kaide bölümü günümüze ulaşmayı başarabilmiş. Sütunun gerçek yüksekliğinin ise 9,5 metre veya 12,5 metre olduğu tahmin ediliyor. Arazinin uygunluğu nedeniyle,  kayalar üzerine oyulmuş ve kesme taşlardan inşa edilmiş olan bu büyük manastır, kazılar bazı yerlerde devam etse de şimdilik 130 x 160 metre ebatlarında dikdörtgen biçimli bir alan üzerinde yer alıyor. Birbirine paralel iki duvarla çevrili olan St. Simon Manastırı’nın üç yönden girişi var ve iki girişi hala daha duruyor. Manastırın doğu-batı ekseni ise bir haç biçiminde tasarlanmıştır.


Manastıra yukarıdan baktığınızda doğu batı ekseninde bir haç biçimi gözünüze ilişiyor. Ortada yer alan sutün, ünlü ‘terk-i dünya’ sütunu . (Sabit Sürmeli’nin Objektifinden)

Kiliselerin dışında, misafirhane, mutfak, kiler odaları ve sarnıçların yer aldığı manastır, en yakın su kaynağına 2-3 km uzaklıkta bulunuyor. Bu da sarnıçların varlığını açıklıyor. Su ihtiyacının, yağmur sularının biriktiği sarnıçlarla karşılandığı iddia ediliyor. Manastırın genel olarak bakımsızlığından şikayet etmek mümkün fakat bu yazıyı bir şikayet yazısına çevirmek istemediğimden bir çok şeyden bahsetmeyeceğim, ama özellikle bahsetmek istediğim ve bizzat şikayet etmek istediğim konu şu; Manastırın hemen hemen her yerinde rastlayabileceğiniz mozaikler mevcut, müzemiz ve şehrimiz bu konuda çok zengin olduğu için ilgilenilmemiş veya sergiye değer görülmemiş olabilir fakat korumaya muhtaç olduğu aşikar , bu alanları üzerine basılmayacak kadar düzenlenmesi bile yeterli diye düşünüyorum.

Manastır tabanında yer alan mozaikten örnekler

https://youtu.be/nlZezyEobus

Samandağ’a gelin , Titus Tünelini ve çevresini mutlaka gezin ve dönüş yoluna düştüğünüzde güneş batmadan evvel St. Simon Manastırına uğrayıp büyülenmeden bu şehirden ayrılmayın. Hatay’ın en güzel ören yeri sizleri dünya üzerinde çok yerde bulunamayacak bir huzurlu sizi bekliyor.

Manastırın dört bir yanında, sütun başlıkları savrulmuş durumda

St. Simon Kimdir ?

Stilitler tarikatının kurucusu Saint Simon Stilit (MS. 389- 459) olarak kabul ediliyor. Kilikya ile Suriye’nin birleştiği sınır bölgede doğduğu ve genç yaşta Antakya’da yaşamaya başlayan Simon bir manastırda aldığı temel din eğitiminden sonra kendini kentin dışında bir hücreye kapatır. Burada 3 yıl yaşadıktan sonra kentin yakınında bir dağa çıkarak, burada kendini bir kayaya zincirler ve çevresine çizdiği bir çemberin dışına çıkmadan yaşamaya başlar. Sabrı, dayanıklı, inancı kısa zamanda duyulduğu ve Hıristiyanlık dünyasının her yanından hastalar, dertliler, çaresizler Simon’a akın etmeye başlar.

St. Simeon’nun ibadet halinde başka bir çizimi.

Milattan sonra altıncı yüzyılda St. Simon adına buraya bir manastır yapıldığı belirtiliyor. Burada inzivaya çekilen St. Simon’un, bir buçuk metre eninde, 10 metre yüksekliğindeki bu sütuna tırmanmak için taş bir merdiven kullanılırmış ki merdivenin kalıntıları günümüze kadar gelmiş. Erken Hıristiyanlık döneminde çeşitli mucizeler gerçekleştirdiği söylenen Genç Simeon nedeniyle üç kiliseyi barındıran manastır kompleksi bölgenin önemli bir hac merkezi olmuş. Aziz Simeon’un yemeğini yediği, uyuduğu, kısaca tüm ömrünü geçirdiği sütunun kalıntılarını günümüzde görmek mümkün.

Stilitler Tarikatı

MS 521 Antakya doğumlu Simeon, depremde kimsesiz kalınca kendisiyle aynı adı taşıyan Halep’te ünlü bir keşişin yanına gidiyor. Tarihte Yaşlı Simeon diye bilinen keşişin yanında dini eğitim alıyor. Genç Simeon Antakya’ya döndüğünde Samandağ’daki bu tepeye çıkıyor ve kendisini tamamiyle Hıristiyanlığa adıyor. Müritleriyle birlikte manastırı inşa ediyor ve Yaşlı Simeon gibi Tanrı’ya daha yakın olmak üzere bir sütunun üzerinde yaşamaya başlıyor.

St Simeon’un 1911 yılında yapılmış bir temsili çizim .
(The Early Poems of Alfred – Lord Tennyson)

Stilitler Tarikatı mensupları inzivaya çekilmek istediklerinde bir sütun inşa edip onun üzerinde yaşamaya başlıyorlar. Genellikle Hıristiyanlıkta inzivaya çekilen din adamları bir mağarada ya da bir manastırın içinde bir oyukta tek başlarına yaşarlar. Çile çekerler. Bu tarikata inanmış olanların farklı yönleri, mağara ya da oyuk değil sütunun üzerinde tek başlarına yaşamayı seçmiş olmaları.

Manastırı daha önce görüp incelemek isterseniz : http://www.mekan360.com/360fx_hataysimonmanastiri-samandagli-hatay-simon-manastiri.html


  • https://www.ntv.com.tr/seyahat/hatayin-gizli-hazinesi-st-simon-manastiri,BoRFIzLci0OfUH0uE9uwFA
  • http://arkeofili.com/hatayda-1500-yillik-st-simeon-manastiri-yok-ediliyor/
  • http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/antakyanin-gizli-hazinesi-st-simeon-manastiri-40096898

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here