Ben henüz çocuktum, yine okula gitmek istemediğim günlerin birinde babam nazımı gütmek için su doldurma bahanesiyle beni beldemizin yukarısında bulunan Akarca Köyüne çıkardı, öylesine yukarı çıktık ki artık evler bile küçücük görünüyordu. Mahalleden inerken , manzaranın görüldüğü yerlerde durup aşağılara bakıyorduk birlikte, denize uzanan tepeleri seyrederken farketmiştim , ağaçların arasında mezarlığın tam karşısına saklanmış kocaman askeri alanın içinde kendisini bir elli yıl daha yaşatmaya çalışan fani bir vucüt gibi gizlenen ve daha sonra ziyaret ettiğimde ne kadar haşmetli olduğunu farkettiğim ‘Sarıseki Kalesi’ .

sariseki-kalesi-fosmancart
1700’lü yıllara ait bir gravür, Solda halk arasında Yunus Sütunu olarak bilinen Septimus Severus Takı, Sağda Sarıseki Kalesi

Bin yıldır burada, bizden çok korudu bu toprakları, görmediği medeniyette, imparatorlukta kalmadı,  surlarındaki askerler denize hükmederken , bir zamanlar bu kadim yapı tepeden bütün kıyı şeridinin imrenerek baktığı kocaman bir kaleydi. Değişen tek şey ismi oldu, Bağdaç Kara Duvar sınırı diyen de oldu, Merkez Kalesi’de, Kızlar Kalesi’de .Gölgesinden geçmeyen, giremezken bu topraklara bir gün o da kocadı ve bizlerin mirası oldu. Biz ki en kötü varis en gafil malik.

Kalenin bulunduğu bölge çocukluğumun geçtiği Denizciler Beldesi ile, en yakın komşusu Sarıseki Beldesi arasında kocaman çam ağaçları ve yer yer sazlıklarla tıka basa yeşillik barındıran ve günümüze kadar bu şıklığı muhafaza etmiş bir alan. Arazinin güney cephesi (Denizciler beldesi tarafı) daha düz bir yapıya sahip, Sarıseki’ye doğru yürüyerek geçmek isterseniz derenin içerisinden yukarıya doğru tırmanmanız gerekiyor, kale tam olarak zirvede yer alacak, tabi zirve dediysek Sarıseki ve Denizciler tarafını tamamen görebildiğiniz ve hatta, kaleye çıkarsanız görebileceksiniz denizi de cepheden görebileceğiniz bir konumda bulunuyor.

Solda kalenin batı yakasındaki burcu, sağ tarafta görülen liman bölgeye inşa edilen Nato Limanı, karşı kıyılar ise kadim şehir İskenderun.

Kale, denizden gelecek saldırıları önlemek ve dnezi ticaretini kontrol etmek amacıyla inşa edilmiştir. 1200 metrekarelik alan üzerine inşa edilen kale, sekiz burçludur. İnşa malzemesi olarak kesme taş ve kabayonu taş kullanılmıştır, tabi ki çağlar içerisinde yapısında varolan değişiklikleri çıplak gözle bile görebiliyorsunuz. Yapının Hellenistik Dönemde (Mö 300-30) inşa edildiği Roma, Bizans ve son olarak Osmanlı dönemlerinde de kullanıldığı bilinmektedir.

Bir alçak burun üzerinde harap edilen kale.

Piri Reis

Kale tarihin içerisinde önce Seleukoslar daha sonra da Romalılar, Bizanslılar, Haçlılar, Selçuklular ve Osmanlılar İmparatorluğuna kadar uzanan büyük ve kadim bir tarihe sahiptir.Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu kalenin Osmanlıların önemli bir kalesi olduğunu ve kayser yapısı olduğunu, kireç taşının kullanıldığını yazmıştır. Şimdi Askeri Bölge içinde kalan yapının batı tarafında bir kapısı, surları, yuvarlak burçları harabe halinde bulunmaktadır.

Haçlılar Döneminde Sarıseki Bağdaç, Kara Duvarı, Fütuhat Kemeri Kıyıda Bab (Yunus Sütunu) içeride Merkez Kalesi, veya Kızlar Kalesi (Haçlılar devrinde Gastım veya Gaston Şatosu) isimleri ile anılan yapı özellikle Abbasiler dönemi ve sonrası, Bizans, Selçuklu ve Memlüklüler arasında defaatle el değiştirmiştir.

Merkez Kalesi (Sarıseki Kalesi) vardır. Bu kale Halep vilayeti sınırlarında denizden bir ok mezili uzaklıkta yüksek bir dağ eteğindedir. Dört küşe şeklinde taştan yapılma güzel bir binadır. Kayserler yapısıdır.Kale içine Cami ile asker odaları vardır. Askerler Halep Defterdarlığından aylıklarını alırlar

Evliya Çelebi/Seyahatname

Kalenin aşağıda inceleyebileceğiniz gravüründe , örneklerini bir çok antik kentte görebileceğiz şekilde dış taş cepheyi korumak için beyaz kireç taşıyla kaplandığını fark edeceksiniz. Bu kireç taşı bölgede özellikle kalenin arka kısmında görülen Amanos Dağlarında şuan bile aktif olarak çıkarılmaktadır. Şuan bu hakim tepede böyle bir kalenin, restore edilerek ve hatta ışıklandırılarak korunması ve ziyarete açılması bu yazıyı yazmamın tek amacıdır, umuyorum o günlere görmek nasip olur.

the-battle-of-issum-fosmancart
1800 lü yıllara ait The Battle Of İssum isimli eser. (İssos: Savaş Alanı) Eseri icnelemek için  İskenderun Deniz Müzesini ziyaret edebilirsiniz.

Kalenin yapı olarak olmasa da işlev olarak bir ikizi, yine kalenin arkasında yer alan ve halen doğal güzellikleriyle bilinen Sarıseki Kanyonundan yaklaşık 10 km. içeride hali hazırda ‘Kaledibi Yaylası’ olarak bilenen, 1100’lü yıllarda Tapınak Şovalyeleri tarafından inşa edildiği ileri sürülen ; ‘Şalen Kalesi’ dir. (Şalen,Şalem  ( Şa, Lem : Frasızcada sonsuzluk manasına gelmektedir. ) Kale halen bölge insanları tarafından yazlık yerleşim bölgesi olarak kullanılır, ve yılda bir kez şölenler düzenlenir, kaleye patikalardan yürüyüşler gerçekleştirilir.

Araştırmalarım esnasında gördüm ki, 1700’lü yıllarda Osmanlı Devletinin bölgede arkeolojik çalışmalar yaptığına dair bir kaç resmi yazışma yer alıyor.Fakat yazının ilerleyen kısımlarında bahsettiğim gibi kale 1546 yılında inşa ettirilmiş ve kalenin hemen karşısında halk arasında ‘Yunus Sütunu’ olarak bilinen Septimus Severus Takı yer alıyor, (Bu yapı ile ilgili de ileride uzun bir yazı hazırlayacağım)  1700 lü yıllarda böyle bir araştırma yapıldığına göre kişisel görüşüm bölgenin Osmanlının son dönemlerinde, antik çağa ait bir çok kalıntıyı barındırdığı fakat, daha önce de bahsettiğim gibi sürekli hudut bölgesi olan bir kale çok el değiştirdiğinden bir çok eser ve yapı toz olmuş durumda.

sariseki-kalesi-fosmancart

1880 yılında çekilen fotoğrafta Sarıseki Kalesi. Kalenin giriş kapısı güneye, yani İskenderun tarafında bakmaktadır, sola doğru tepenin eğimine göre surun aşağıya doğru gittiği net olarak görülen yapının, batı kısmında iki adet gözetleme kulesi bulunur.Şimdilik antik eserler hakkında neler vardı ? Nelen bulundu ? bu sorulara cevap vermem imkansız. Osmanlıca belgeninin çevirisini henüz yapamadığım için sizlerle sadece yazıyı paylaşabileceğim. Belge 1800 lü yıllarda yazılmış ve bu bölgede arkeolojik çalışmalar yapılması gerektiği düşünülmüş. Bu yazı aslında şunu kanıtlamaktadır: bölge tarihin her döneminde önem arz etmiş ve alandaki hakim yapı sürekli korunmuş. Şuan kalenin yıkık durumu dışında pek bir bilgimiz yok fakat görünen o ki, kapımızın önünde duran kadim tarihten bihaber yaşamaktayız.

sarıseki-kalesi-fosmancart
Osmanlı Arşivinde bulunan ve Hicri 04/10/1306 yılında (Miladi 3 Haziran 1889) Sarıseki Kalesi bölgesin yapılan inceleme sebebiyle, ayrıntılı bir şekilde Arkeoljik Çalışmalar yapılmasına dair izin belgesi.

Mimari yapının gördüğü zarardan ve geçmiş yıllarda çekilen fotoğrafları günümüzle karşılaştırınca görülüyor ki, 1960’lı yılların başına kadar her hangi bir tadilat, restorasyon görmemiş, 60’lı yıllarda dünyada ve ülkemizde bir çok bölgede kurulan ve İskenderun’un da nasibini aldığı, NATO Sarıseki beldesi kısmına, deniz şeridine yakın e5 karayolunun hemen yanına, yakıt ikmal sahası, bir çok depo ve tam karşısına liman inşa etmiştir. 2008 yılında askeri bölge kapatılıp bölge talana uğrayana kadar hiç bir şekilde ziyaret edildiği bilgisine ve fotoğrafına rastlanmıyor, sadece bölgede daha önce görev yapmış askerlerin söyledikleriyle yetinmek zorunda kalıyoruz.

Komutanlık bölgeyi terk eder etmez, yerdeki kablolar, direkler ve hatta kaldırım taşlarına kadar talana uğrayan alanda tabi ki asırlık  kale de bu talana maruz kalıyor. Gerçek şu ki bölge şuan bile kapanmış olsa da ziyarete yasak , gizli ziyaretlerim esnasında bu ziyaretlerimin pek te gizli olmadığını talan eden definecilerle sohbetlerim esnasında farkettim.

Sarıseki Kalesinin iç kısmında bilinçsiz ve bilgisiz şekilde yapılan kazılar. Bu kazılar güzide kalenin talan edilmesinin yanında, kaçak kazı yapanlar için tehlike de arz etmektedir. Yer yer kalenin dış surlarının bu kazılar yüzünden kopup düştüğü gözlemlenmiştir

Sarıseki tarafından, eski askeriye kapısına gelip, yürüyerek ve hatta motosiklet ile bile gidebilirsiniz, taş döşeli yolla tepenin zirvesine doğru çıkmaya başladığınızda sizi şehir sesleri , yolun kaba gürültüsü terkederken bu eski ama güzel yola düşen çam pürleri ve kusursuz doğa karşılıyor, biraz ilerledikten sonra sağ ve sol yanınızda eski yakıt depoları göreceksiniz, gördüğünüz bu depolar kalenin hemen yanında daha önce nöbetci kulubesi olduğunu düşündüğüm yapıyı geçer geçmez kalenin doğu kısmına ve tepenin en yüksek noktasına geldiğini farkedeceksiniz, surun içinde açılan gedikten içeriye girer girmez sol tarafta yani güney kısmında çok güzel bir kapı dikkatinizi çekecek, orta kısım yani ilk kaleye girdiğiniz alan toprakla kaplı olduğundan sizi kalenin surlarının ve kapısının üzerine çıkartmış olacak, hemen bir kaç adımda kalenin kapısının üzerine geldiğinizde fark edeceksiniz ki, bu haşmetli yapının geriye kalan biricik mirası giriş kapısının üzerinde bulunan kitabe.

sarıseki-kalesi-kitabe-fosmancart
“Bu muzaffer kalenin yapımını en büyük sultan Süleyman bin Sultan Selim (Allah devletini ebedi kılsın) 3 Mart 1546 ( Muharrem ayının ilk günü ) emretti.” (I. Selim /Yavuz Sultan Selim)

Kalenin uzun zaman muhafızlığını bizlerden iyi yapan askeri komutanlığın daha evvel tamda aradığım, yukarıda gördüğünüz kitabenin çevirisini yaptığını ve Sarıseki Kalesi hakkında bilgiler içeren bir tabelayı kalenin önüne diktiğini gördüm, fotoğrafı gördüğümde çocuklar gibi sevinmiştim.

40-50 yıl boyunca kaleye muhafızlık yapan askeri birliğin 2004 yılında yaptırdığı ve bir takım bilgilerin bulunduğu tabela

Çok kısa süre sonra farkettim ki Sarıseki Kalesi  çevredeki kaleler ile benzerlik taşıyordu. Sarıseki Kalesi elbette ki uzun zamandır buradaydı fakat Payas ve Belen kaleleri güzergahı üzerindeki bütün kalelerin önemi büyüktü, dolayısıyla bu önemi farkederek inşa ettiren zeka, Sarıseki Kalesini de ayağa kaldırmayı tabiki düşünmüştü. Yavuz Sultan Selim bölgede ilk kez Amanoslardan Orta Doğuya açılan yolu, Kaledibi Kalesi yönünden değil, Belen den geçirecekti bu fikrin projeye dönüşmüş hali; Payas, Belen ve Sarıseki Kalelerinin ihya edilmesidir.

payas-kalesi-fosmancart
Sekiz kuleli Payas Kalesi, Haçlı seferleri sırasında Cenevizliler tarafından insa ettirilmis,Kudüs’e giden hacıların güvenligini saglamakla görevli Tapınak Sövalyeleri’nin kontrolü altında hizmet vermistir.(Şalem Kalesi ve Sarıseki Kalesi gibi)
.Kıbrıs’ın fethinden sonra önemi artan Kale,Osmanlı Devleti için önemli bir üs olmustur. Payas Kalesi yapıldıgı dönemde Sürre Alaylarını, ticaret kervanlarını ve Payas Limanını koruyan bir karakol ve ileri sefer karargâhı olarak hizmet vermistir.

Bölgeye çok yakın bulanan Payas Kalesi 1567-1571 yıllarında inşa ettirilmiş, yine aynı güzergahta bulunan Belen Kervansarayı aynı padişah Yavuz Sultan Selim tarafından 1553 yılında yaptırılmıştır. Görünen o ki bölgenin imarı, Yavuz Sultan Selim’in Mısır fethi esnasında gerçekten en zengin günlerini yaşamıştır.

belen-kervansaray-fosmancart
Belen Kervansarayı                                                                                      Kitabe çevirisi:  “BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM. Bu büyük hanı en büyük sultan en azametli hakan Allah’ın yeryüzündeki gölgesi insanların sultanı, Arap  ve Acem sultanlarının efendisi Mekke ve Medine’nin yardımcısı Sultan Selim şah oğlu Sultan Süleyman Han –Allah hükümdarlığını ve saltanatını daim kılsın- salat ve selamının en faziletlisinin üzerinde olduğu Nebinin (Peygamber) hicret yılı itibarıyla 957 senesinin Şaban-ı muazzam ayında yapılması… (emretti) Şaban 957/Ağustos – Eylül 1553”

Ben henüz çocuktum, yine okula gitmek istemediğim günlerin birinde babam nazımı gütmek için su doldurma bahanesiyle beni beldemizin yukarısında bulunan Akarca Köyüne çıkardı, öylesine yukarı çıktık ki artık evler bile küçücük görünüyordu. Mahalleden inerken , manzaranın görüldüğü yerlerde durup aşağılara bakıyorduk birlikte, denize uzanan tepeleri seyrederken farketmiştim , ağaçların arasında mezarlığın tam karşısına saklanmış kocaman askeri alanın içinde kendisini bir elli yıl daha yaşatmaya çalışan fani bir vucüt gibi gizlenen ve daha sonra ziyaret ettiğimde ne kadar haşmetli olduğunu farkettiğim ‘Sarıseki Kalesi’ .

sariseki-kalesi-fosmancart
1700’lü yıllara ait bir gravür, Solda halk arasında Yunus Sütunu olarak bilinen Septimus Severus Takı, Sağda Sarıseki Kalesi

Bin yıldır burada, bizden çok korudu bu toprakları, görmediği medeniyette, imparatorlukta kalmadı,  surlarındaki askerler denize hükmederken , bir zamanlar bu kadim yapı tepeden bütün kıyı şeridinin imrenerek baktığı kocaman bir kaleydi. Değişen tek şey ismi oldu, Bağdaç Kara Duvar sınırı diyen de oldu, Merkez Kalesi’de, Kızlar Kalesi’de .Gölgesinden geçmeyen, giremezken bu topraklara bir gün o da kocadı ve bizlerin mirası oldu. Biz ki en kötü varis en gafil malik.

Kalenin bulunduğu bölge çocukluğumun geçtiği Denizciler Beldesi ile, en yakın komşusu Sarıseki Beldesi arasında kocaman çam ağaçları ve yer yer sazlıklarla tıka basa yeşillik barındıran ve günümüze kadar bu şıklığı muhafaza etmiş bir alan. Arazinin güney cephesi (Denizciler beldesi tarafı) daha düz bir yapıya sahip, Sarıseki’ye doğru yürüyerek geçmek isterseniz derenin içerisinden yukarıya doğru tırmanmanız gerekiyor, kale tam olarak zirvede yer alacak, tabi zirve dediysek Sarıseki ve Denizciler tarafını tamamen görebildiğiniz ve hatta, kaleye çıkarsanız görebileceksiniz denizi de cepheden görebileceğiniz bir konumda bulunuyor.

Solda kalenin batı yakasındaki burcu, sağ tarafta görülen liman bölgeye inşa edilen Nato Limanı, karşı kıyılar ise kadim şehir İskenderun.

Kale, denizden gelecek saldırıları önlemek ve dnezi ticaretini kontrol etmek amacıyla inşa edilmiştir. 1200 metrekarelik alan üzerine inşa edilen kale, sekiz burçludur. İnşa malzemesi olarak kesme taş ve kabayonu taş kullanılmıştır, tabi ki çağlar içerisinde yapısında varolan değişiklikleri çıplak gözle bile görebiliyorsunuz. Yapının Hellenistik Dönemde (Mö 300-30) inşa edildiği Roma, Bizans ve son olarak Osmanlı dönemlerinde de kullanıldığı bilinmektedir.

Bir alçak burun üzerinde harap edilen kale.

Piri Reis

Kale tarihin içerisinde önce Seleukoslar daha sonra da Romalılar, Bizanslılar, Haçlılar, Selçuklular ve Osmanlılar İmparatorluğuna kadar uzanan büyük ve kadim bir tarihe sahiptir.Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu kalenin Osmanlıların önemli bir kalesi olduğunu ve kayser yapısı olduğunu, kireç taşının kullanıldığını yazmıştır. Şimdi Askeri Bölge içinde kalan yapının batı tarafında bir kapısı, surları, yuvarlak burçları harabe halinde bulunmaktadır.

Haçlılar Döneminde Sarıseki Bağdaç, Kara Duvarı, Fütuhat Kemeri Kıyıda Bab (Yunus Sütunu) içeride Merkez Kalesi, veya Kızlar Kalesi (Haçlılar devrinde Gastım veya Gaston Şatosu) isimleri ile anılan yapı özellikle Abbasiler dönemi ve sonrası, Bizans, Selçuklu ve Memlüklüler arasında defaatle el değiştirmiştir.

Merkez Kalesi (Sarıseki Kalesi) vardır. Bu kale Halep vilayeti sınırlarında denizden bir ok mezili uzaklıkta yüksek bir dağ eteğindedir. Dört küşe şeklinde taştan yapılma güzel bir binadır. Kayserler yapısıdır.Kale içine Cami ile asker odaları vardır. Askerler Halep Defterdarlığından aylıklarını alırlar

Evliya Çelebi/Seyahatname

Kalenin aşağıda inceleyebileceğiniz gravüründe , örneklerini bir çok antik kentte görebileceğiz şekilde dış taş cepheyi korumak için beyaz kireç taşıyla kaplandığını fark edeceksiniz. Bu kireç taşı bölgede özellikle kalenin arka kısmında görülen Amanos Dağlarında şuan bile aktif olarak çıkarılmaktadır. Şuan bu hakim tepede böyle bir kalenin, restore edilerek ve hatta ışıklandırılarak korunması ve ziyarete açılması bu yazıyı yazmamın tek amacıdır, umuyorum o günlere görmek nasip olur.

the-battle-of-issum-fosmancart
1800 lü yıllara ait The Battle Of İssum isimli eser. (İssos: Savaş Alanı) Eseri icnelemek için  İskenderun Deniz Müzesini ziyaret edebilirsiniz.

Kalenin yapı olarak olmasa da işlev olarak bir ikizi, yine kalenin arkasında yer alan ve halen doğal güzellikleriyle bilinen Sarıseki Kanyonundan yaklaşık 10 km. içeride hali hazırda ‘Kaledibi Yaylası’ olarak bilenen, 1100’lü yıllarda Tapınak Şovalyeleri tarafından inşa edildiği ileri sürülen ; ‘Şalen Kalesi’ dir. (Şalen,Şalem  ( Şa, Lem : Frasızcada sonsuzluk manasına gelmektedir. ) Kale halen bölge insanları tarafından yazlık yerleşim bölgesi olarak kullanılır, ve yılda bir kez şölenler düzenlenir, kaleye patikalardan yürüyüşler gerçekleştirilir.

Araştırmalarım esnasında gördüm ki, 1700’lü yıllarda Osmanlı Devletinin bölgede arkeolojik çalışmalar yaptığına dair bir kaç resmi yazışma yer alıyor.Fakat yazının ilerleyen kısımlarında bahsettiğim gibi kale 1546 yılında inşa ettirilmiş ve kalenin hemen karşısında halk arasında ‘Yunus Sütunu’ olarak bilinen Septimus Severus Takı yer alıyor, (Bu yapı ile ilgili de ileride uzun bir yazı hazırlayacağım)  1700 lü yıllarda böyle bir araştırma yapıldığına göre kişisel görüşüm bölgenin Osmanlının son dönemlerinde, antik çağa ait bir çok kalıntıyı barındırdığı fakat, daha önce de bahsettiğim gibi sürekli hudut bölgesi olan bir kale çok el değiştirdiğinden bir çok eser ve yapı toz olmuş durumda.

sariseki-kalesi-fosmancart

1880 yılında çekilen fotoğrafta Sarıseki Kalesi. Kalenin giriş kapısı güneye, yani İskenderun tarafında bakmaktadır, sola doğru tepenin eğimine göre surun aşağıya doğru gittiği net olarak görülen yapının, batı kısmında iki adet gözetleme kulesi bulunur.Şimdilik antik eserler hakkında neler vardı ? Nelen bulundu ? bu sorulara cevap vermem imkansız. Osmanlıca belgeninin çevirisini henüz yapamadığım için sizlerle sadece yazıyı paylaşabileceğim. Belge 1800 lü yıllarda yazılmış ve bu bölgede arkeolojik çalışmalar yapılması gerektiği düşünülmüş. Bu yazı aslında şunu kanıtlamaktadır: bölge tarihin her döneminde önem arz etmiş ve alandaki hakim yapı sürekli korunmuş. Şuan kalenin yıkık durumu dışında pek bir bilgimiz yok fakat görünen o ki, kapımızın önünde duran kadim tarihten bihaber yaşamaktayız.

sarıseki-kalesi-fosmancart
Osmanlı Arşivinde bulunan ve Hicri 04/10/1306 yılında (Miladi 3 Haziran 1889) Sarıseki Kalesi bölgesin yapılan inceleme sebebiyle, ayrıntılı bir şekilde Arkeoljik Çalışmalar yapılmasına dair izin belgesi.

Mimari yapının gördüğü zarardan ve geçmiş yıllarda çekilen fotoğrafları günümüzle karşılaştırınca görülüyor ki, 1960’lı yılların başına kadar her hangi bir tadilat, restorasyon görmemiş, 60’lı yıllarda dünyada ve ülkemizde bir çok bölgede kurulan ve İskenderun’un da nasibini aldığı, NATO Sarıseki beldesi kısmına, deniz şeridine yakın e5 karayolunun hemen yanına, yakıt ikmal sahası, bir çok depo ve tam karşısına liman inşa etmiştir. 2008 yılında askeri bölge kapatılıp bölge talana uğrayana kadar hiç bir şekilde ziyaret edildiği bilgisine ve fotoğrafına rastlanmıyor, sadece bölgede daha önce görev yapmış askerlerin söyledikleriyle yetinmek zorunda kalıyoruz.

Komutanlık bölgeyi terk eder etmez, yerdeki kablolar, direkler ve hatta kaldırım taşlarına kadar talana uğrayan alanda tabi ki asırlık  kale de bu talana maruz kalıyor. Gerçek şu ki bölge şuan bile kapanmış olsa da ziyarete yasak , gizli ziyaretlerim esnasında bu ziyaretlerimin pek te gizli olmadığını talan eden definecilerle sohbetlerim esnasında farkettim.

Sarıseki Kalesinin iç kısmında bilinçsiz ve bilgisiz şekilde yapılan kazılar. Bu kazılar güzide kalenin talan edilmesinin yanında, kaçak kazı yapanlar için tehlike de arz etmektedir. Yer yer kalenin dış surlarının bu kazılar yüzünden kopup düştüğü gözlemlenmiştir

Sarıseki tarafından, eski askeriye kapısına gelip, yürüyerek ve hatta motosiklet ile bile gidebilirsiniz, taş döşeli yolla tepenin zirvesine doğru çıkmaya başladığınızda sizi şehir sesleri , yolun kaba gürültüsü terkederken bu eski ama güzel yola düşen çam pürleri ve kusursuz doğa karşılıyor, biraz ilerledikten sonra sağ ve sol yanınızda eski yakıt depoları göreceksiniz, gördüğünüz bu depolar kalenin hemen yanında daha önce nöbetci kulubesi olduğunu düşündüğüm yapıyı geçer geçmez kalenin doğu kısmına ve tepenin en yüksek noktasına geldiğini farkedeceksiniz, surun içinde açılan gedikten içeriye girer girmez sol tarafta yani güney kısmında çok güzel bir kapı dikkatinizi çekecek, orta kısım yani ilk kaleye girdiğiniz alan toprakla kaplı olduğundan sizi kalenin surlarının ve kapısının üzerine çıkartmış olacak, hemen bir kaç adımda kalenin kapısının üzerine geldiğinizde fark edeceksiniz ki, bu haşmetli yapının geriye kalan biricik mirası giriş kapısının üzerinde bulunan kitabe.

Kitabenin çevirisi için dört ay boyunca araştırma yapmam gerekti, gitmediğim sanatçı, akademisyen kalmadı.Mustafa Kemal Üniversitesi tarih bölümü hocalarının tamamına mail atmama rağmen maalesef bir dönüş olmadı. Daha sonra kaleyi tekrar tekrar ziyaret ederken bir tabelanın olduğunu düşündüğüm yerden kesilerek devrilmiş iki demir ayak farkettim, etrafta arayıp taradıktan sonra, bir şey bulamasamda bu bana bir fikir verdi ve eski fotoğrafları daha çok aramaya başladım ve derken aradığımı buldum.

sarıseki-kalesi-kitabe-fosmancart
“Bu muzaffer kalenin yapımını en büyük sultan Süleyman bin Sultan Selim (Allah devletini ebedi kılsın) 3 Mart 1546 ( Muharrem ayının ilk günü ) emretti.” (I. Selim /Yavuz Sultan Selim)

Kalenin uzun zaman muhafızlığını bizlerden iyi yapan askeri komutanlığın daha evvel tamda aradığım, yukarıda gördüğünüz kitabenin çevirisini yaptığını ve Sarıseki Kalesi hakkında bilgiler içeren bir tabelayı kalenin önüne diktiğini gördüm, fotoğrafı gördüğümde çocuklar gibi sevinmiştim.

40-50 yıl boyunca kaleye muhafızlık yapan askeri birliğin 2004 yılında yaptırdığı ve bir takım bilgilerin bulunduğu tabela

Çok kısa süre sonra farkettim ki Sarıseki Kalesi  çevredeki kaleler ile benzerlik taşıyordu. Sarıseki Kalesi elbette ki uzun zamandır buradaydı fakat Payas ve Belen kaleleri güzergahı üzerindeki bütün kalelerin önemi büyüktü, dolayısıyla bu önemi farkederek inşa ettiren zeka, Sarıseki Kalesini de ayağa kaldırmayı tabiki düşünmüştü. Yavuz Sultan Selim bölgede ilk kez Amanoslardan Orta Doğuya açılan yolu, Kaledibi Kalesi yönünden değil, Belen den geçirecekti bu fikrin projeye dönüşmüş hali; Payas, Belen ve Sarıseki Kalelerinin ihya edilmesidir.

payas-kalesi-fosmancart
Sekiz kuleli Payas Kalesi, Haçlı seferleri sırasında Cenevizliler tarafından insa ettirilmis,Kudüs’e giden hacıların güvenligini saglamakla görevli Tapınak Sövalyeleri’nin kontrolü altında hizmet vermistir.(Şalem Kalesi ve Sarıseki Kalesi gibi)
.Kıbrıs’ın fethinden sonra önemi artan Kale,Osmanlı Devleti için önemli bir üs olmustur. Payas Kalesi yapıldıgı dönemde Sürre Alaylarını, ticaret kervanlarını ve Payas Limanını koruyan bir karakol ve ileri sefer karargâhı olarak hizmet vermistir.

Bölgeye çok yakın bulanan Payas Kalesi 1567-1571 yıllarında inşa ettirilmiş, yine aynı güzergahta bulunan Belen Kervansarayı aynı padişah Yavuz Sultan Selim tarafından 1553 yılında yaptırılmıştır. Görünen o ki bölgenin imarı, Yavuz Sultan Selim’in Mısır fethi esnasında gerçekten en zengin günlerini yaşamıştır.

belen-kervansaray-fosmancart
Belen Kervansarayı                                                                                      Kitabe çevirisi:  “BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM. Bu büyük hanı en büyük sultan en azametli hakan Allah’ın yeryüzündeki gölgesi insanların sultanı, Arap  ve Acem sultanlarının efendisi Mekke ve Medine’nin yardımcısı Sultan Selim şah oğlu Sultan Süleyman Han –Allah hükümdarlığını ve saltanatını daim kılsın- salat ve selamının en faziletlisinin üzerinde olduğu Nebinin (Peygamber) hicret yılı itibarıyla 957 senesinin Şaban-ı muazzam ayında yapılması… (emretti) Şaban 957/Ağustos – Eylül 1553”

Araştırmalarımı genişlettikçe özellikle Sarıseki de yaşayan veya oralı olan bazı hemşerilerimizin benim gibi kaçak göçek bölgeyi ziyaret ettikleri, daha sonra fotoğrafladıkları ve hatta yerel bir dergide çok güzel bir yazı hazırladıklarını gördüğümde, bölgeyi hemşerilerime kendim tanıtmak istediğimden biraz kıskançlıkla birlikte çok sevinmiştim. Özellikle çekilen fotoğraflar bölgenin ne kadar tahrip edildiğini anlamama daha çok yardımcı oldu açıkcası. Bu vesile ile Değirmen Dergisi ekibine ve Ekrem Saygılı’ya teşekkürü bir borç bilirim.

_________________________________________________________________

* Hatay Değirmen Dergisi: İskenderun İçinde Kayıp Bir Dünya (Veysel OKUR)

*Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı

* Hatay Valiliği – Hatay Kültür Envanteri

* Mehmet Mursaloğlu Arşivi

Araştırmalarımı genişlettikçe özellikle Sarıseki de yaşayan veya oralı olan bazı hemşerilerimizin benim gibi kaçak göçek bölgeyi ziyaret ettikleri, daha sonra fotoğrafladıkları ve hatta yerel bir dergide çok güzel bir yazı hazırladıklarını gördüğümde, bölgeyi hemşerilerime kendim tanıtmak istediğimden biraz kıskançlıkla birlikte çok sevinmiştim. Özellikle çekilen fotoğraflar bölgenin ne kadar tahrip edildiğini anlamama daha çok yardımcı oldu açıkcası. Bu vesile ile Değirmen Dergisi ekibine ve Ekrem Saygılı’ya teşekkürü bir borç bilirim.

_________________________________________________________________

* Hatay Değirmen Dergisi: İskenderun İçinde Kayıp Bir Dünya (Veysel OKUR)

*Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı

* Hatay Valiliği – Hatay Kültür Envanteri

* Mehmet Mursaloğlu Arşivi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here